COVID-19 ile İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar

COVID-19 ile İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar

Covid-19 biyolojik bir silahtır.

COVID-19 virüsü mutasyon geçirmiş ve doğadaki yarasalardan kaynaklanmış olma ihtimali çok yüksek bir virüstür. Sanılanın aksine bir biyolojik savaş mikrobu olma kabiliyeti mantık dışıdır. %80'i asemptomatik veya çok az belirti ile genç nüfus üzerinde ölümcül etkisini göstermeyen bir biyolojik ajanın, "asker toplumunun" 18-25 yaş gençlerden oluştuğu göz önüne alınır ise çok etkin bir saldırı silahı olamayacağı gerçeğini görmek gerekir. Zaten hiçbir dünya ülkesi, koruyucu aşısını ve tedavisini bilmeden kaynak ülkeye dönüp kendisini de ekonomik, idari ve sosyal bir problemle karşı karşıya bırakabilecek bir biyolojik silahı fütursuzca kullanabilecek kadar akıl ve mantıktan uzaklaşamaz. Acaba laboratuvar kazası olabilir mi? sorusunun yanıtını tam olarak bilmemekle birlikte, Çin Halk Cumhuriyeti’nde salgının başlama noktasının daha çok vahşi hayvan eti (yarasa, fare, yılan gibi) tüketilen bir bölge olması, aynı virüsün vahşi hayvanlarda da görülmüş olması, ayrıca canlı virüslerle çalışma yapan biyo-güvenlikli laboratuvarların çok katı denetim altında tutulması gibi nedenlerle bu olasılığın da çok zayıf olduğunu söyleyebiliriz.

Covid-19 marketten aldığımız poşetlerden, dışarıdan aldığımız besinlerden, kargo paketlerinden bulaşır.

Solunum yolları enfeksiyonlarında olduğu gibi COVID-19’da da bulaşma solunum salgılarıyla gerçekleşiyor ve damlacık bulaşması deniliyor. İnsanlar konuşurken, öksürük ve hapşırıkla solunum salgılarını küçük sıvı damlacıkları şeklinde havaya yayıyorlar. 5 mikrondan daha büyük bu damlacıklar havada çok kısa sürede asılı kalıyor. Daha sonra yüzeylere iniyor ve bu cansız yüzeylerde bir müddet daha bulaşıcı olarak kalabiliyor. Yüzey temizliği ve elleri yıkamak yüzeyde kalan bu bulaştırıcı damlacıkların yayılımını engelliyor.

Covid-19 hastalığında antibiyotikler etkildir.

Virüsler bildiğimiz çok çeşitli antibiyotiklerle ölmez. Virüsleri dış ortamda, laboratuvarlarda ürettiğimiz yerlerde (ki bunlar canlı hücre kültürü veya canlı yumurta hücresi membranları olabilir), ortama katılan çeşitli ilaç veya maddelerle yok etmek son derece kolaydır. Bu durum in-vitro dediğimiz bir durumdur. Yani vücut dışı üretme. Virüslerin canlılar içinde (in-vivo) yok edilebilmesi için ise anti-viral ilaçlara ihtiyaç duyulur. Bu ilaçlar insan (veya hayvan) dokularına, organlarına veya hücrelerine zarar vermezken, virüsü yok ederek iyileşmeyi sağlarlar. Uçuk virüsünde kullanılan asiklovir, grip virüsünde kullanılan oseltamivir, HIV'de kullanılan birçok anti-viral bu şekilde etki gösterir.

Covid-19'un aşısı yakın bir zamanda çıkar.

Ancak COVID-19' özgü bir ilaç şu an için deneysel düzeydedir. Etkinlikleri için bilgi birikimi yeterli düzeyde değildir. Ama yine de kullanılabilecek deneysel aşamada olan anti-viral ve immün yanıt düzenleyici ilaçlar vardır ve olgu bildirimlerinden olumlu sonuçlar alınmakta olduğu ve hastalık süresini azaltarak yoğun bakımdan çıkışı kolaylaştırdıkları anlaşılmaktadır. COVID-19 gibi %80-85 oranda iyileşme ile sonuçlanabilecek bir hastalıkta tedavi modellerinin yararlı olduğunu gösterebilmek için binlerce hasta üzerindeki ilaç etkinliklerinin ve klinik laboratuvar sonuçların bilimsel olarak yorumlanması gerekir. Bu sürede ortalama 3-4 yılı bulur.

Diğer bilinen yanlışlar

- Sarmısaklı su, alkol, tuzlu su, çeşitli antiseptik gargaralar gibi sıvıların boğaz ya da burun mukozasına uygulanması kesinlikle koruyucu değildir. Bu uygulamalar, mukoza bütünlüğünü bozarak virüslerin bu bölgelerdeki hücrelere tutunmasını kolaylaştırabilir.

- Vitamin ilaçlarının, çeşitli besin takviyelerinin ve bitkisel ürünlerin immün sistemi kuvvetlendirdiği bilgisi tamamen yanlıştır. Normal fizyolojik durumumuzda bu sistem tam dengede durur, hiçbir ilaç veya maddenin bağışıklık kuvvetlendirici etkisi yoktur. Çünkü aşırı çalışan bir immün sistem, oto-immün hastalık grubuna davetiye çıkartır. İyi beslenme, iyi uyku ve iyi dinlenme, sigara, tütün ürünleri ve aşırı alkolden uzak durmak, ruhsal durumumuzu hoş tutmak, aşırı ruhsal gerginliklerden kaçınmak dengeli bir immün sistem için elzemdir. 

- Sıcak uygulama, sauna, nem ya da soğuk uygulama virüsleri yok edemez. Virüsler 56C derecede ölür ama bu sıcaklıkta kendi hücrelerimizin içindeki proteinler de denatüre olarak hücrelerimizin ölümüne yol açar.

- Çok soğuk ya da çok sıcak bölgelerde de COVID-19 insanları hastalandıracak potansiyele sahiptir. Bu bölgeler sosyal yakınlaşmanın çok az olduğu yöreler olduğundan ve daha az sayıda insan yaşadığından hastalık daha az görülür (Çöller, tropik ormanlar, Alaska’nın ve Sibirya’nın uç bölgeleri, kutuplar). 

- Maskenin koruyuculuğuna güvenmek yanlıştır. Evde kalarak sosyal mesafe dediğimiz bir buçuk metreyi korumamız, sarılma-tokalaşma-öpüşme gibi sosyal yakınlaşma eylemlerini yapmamamız gerekir.

- Maske ve cerrahi eldivenlerin insanları koruyamadığı gibi, diğer insanlar açısından daha da risk teşkil edebilecekleri bilinmektedir.

- Maskeler kendisinde ateş veya solunum belirtileri (öksürük, hapşırık, burun akıntısı, balgam çıkartma gibi) olan hastaların diğer hasta olmayanları koruması için kullanılmalıdır. Daha da önemlisi N-95 gibi virüsleri de izole edebilecek maskelerin sadece bu hastalara yoğun bakım veren veya işlem yapan sağlık personeli için saklanması gerekir.

- Eldiven takan bir kişinin korunduğunu sanarak, kendini daha güvenli hissetmesi ve kirlenmiş eldivenleriyle her yeri ellemesi diğer insanlara risk oluşturacaktır. Ellerin sık sık su ve sabunla 30-60 saniye yıkanması yeterlidir.

- Sıtma ilaçları, tonik su içeren içecekler, kinin içeren ilaçlar asla koruyucu değildir. Bunların kullanılması yan etki problemleriyle karşılaşabilme açısından toplum sağlığı açısından risk oluşturur.

- Sıtmada ve bazı romatizmal hastalıklarda kullanılan özel bir ilaç, akciğer hasarına yol açmış COVID-19 hastalarının tedavi protokollerinde bulunmaktadır. Bu özel ilaç, koruyucu olarak yanlış kullanılır ise immün sistemi zayıflatabileceğinden hastalığın olma ihtimalini yükseltebilir.

- Evcil hayvanlarımızın ya da sokak hayvanlarının insandan insana bulaşma kabiliyetini kazanmış bu coronavirüsü bulaştırmada herhangi bir rolü yoktur.

- Salgındaki ölüm oranları hakkında son derece spekülatif sayılar toplumsal paniğimizi artırmaktadır. Şunu hemen belirtelim ki gerçek fatalite (ölüm) hızı, toplumsal bağışıklığın ölçülebilmesiyle ortaya doğru olarak konulabilecektir. Bu süre en iyi tahminlere göre 7-8 aydır. Yıl sonuna doğru, hastalığa maruz kalmış çok kalabalık kitlelerde COVID-19 özgül IgG antikorlarının ölçülmesi, hastalığı belirtisiz geçirenlerle, iyileşmiş hasta sayılarının da ölümle biten hasta sayılarına orantılanması bize gerçek ölüm hızlarını verecektir.  Bu hızın şu anda belirlenen hızın çok çok altında bir sayı olması şaşırtıcı olmayacaktır.

 

 

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ